• * Lütfen en az 5 karakter kullanınız.
  • * En az 8 karakter olmalıdır.
  • Lütfen kullanıcı adı ya da e-posta adresinizi girin. Yeni parola oluşturabilmeniz için e-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız.

A’dan z’ye detoks

  • Beğen
    Loading...

Her çağ kendine has bir özelliği bir adım ön plana çıkarır. Fark ettiniz mi bilmem, bizim çağımızın özelliği ‘’sağlıklı beslenmek’’ hatta ‘’formda olmaya çalışmak’’ diyebiliriz.

Eskiden fazla kilolu olmak, sağlıklı ve varlıklı olmakla bağdaştırılırken artık günümüzde bu algı neredeyse tümüyle yok olmuştur. Artık herkes spora gidiyor, sağlıklı besleniyor ve hatta detoks yapıyor.

Detoks…Bu kelimeyi mutlaka duymuş olmalısınız. Diziler, reklamlar, yiyecekler&içecekler derken detoks günümüzün en popüler kelimeleri arasında.

Günden güne hızla artan nüfus, gelişen teknoloji ile kısa zamanda çok iş yapalım düşüncesi, fabrikasyon, trafik, stres, hava kirliliği…hepsi vücudumuzdaki toksin maddelerin artışına sebep olmaktadır. Belki de bu nedendendir ki detoks kelimesini bu kadar sık duyar olduk.

Peki detoks dediğimizde aklımıza neler geliyor? Hiç durup düşündünüz mü?

Zayıflamak? Evet, belki de hemen hemen herkesin aklına ilk gelen cevap zayıflamak olacaktır. Peki detoksun aslında hem zihnimizi hem de bedenimizi rahatsız eden düşünceler, stres faktörleri; abur cubur, alkol, hava kirliliği ve toksin maddeler gibi etmenlerden arındırmak olduğunu söylesem bana inanır mıydınız? 🙂

Bu noktada yine bütünsel sağlık devreye giriyor; çünkü sağlık, sadece zayıf olayım algısı ile ele alınan bir fiziksel kaygı değil, hem psikolojik hem de fizyolojik bir bütündür.

Anlayacağınız işin psikolojik boyutu da büyük önem taşıyor.

İnanın bu bakış açısı ile çok daha mutlu olacaksınız! 🙂

Peki Detoks Diyetleri Nasıl Oluyor?

Genellikle taze meyve-sebzelerden elde edilen smoothie, soğuk sıkım meyve suları ya da sebze çorbaları ile kısa süreli bir detoks planı oluşturuluyor. Bu plana kafein, alkol, tuz, şeker, işlenmiş gıdalar dahil olmuyor. Anlayacağınız kısıtlı bir besin seçme hakkımız oluyor. Hal böyle olunca bu durum tartıya eksi olarak yansıyor. Kısa sürede çözüm sunması da yine popülerliği beraberinde getiriyor.

Peki Gerçekten Zayıflıyor Muyuz?

Sanılanın aksine detoks diyetleri ile su, depo glikojen ve artık maddeleri kaybediyoruz. Ve maalesef normal sağlıklı beslenmemize gere döndüğümüzde onları geri alıyoruz; çünkü vücudumuzun kendi denge sistemi var. Anlayacağınız kısa süreli ödem atışı gözlemliyoruz.

Gördüğünüz gibi toksin kelimesinden hala bahsetmedik bile! Aslında detoks kelimesindense bilmemiz gereken çok değerli bir organımız var ‘’karaciğer’’. Karaciğer toksinlerden arınma yani detoksifikasyon mekanizmasında sahiptir. Onu böbrek, bağırsak, deri ve akciğerler takip eder.

Özetle, vücudumuz sahip olduğu detoksifikasyon mekanizması ve boşaltım sistemi ile her gün kendi arınmasını, toksik maddelerin atılmasını sağlıyor. Asıl arınma bu şekilde gerçekleşiyor. Bizler de vücudumuza eğer destek olmak istiyorsak yapabileceklerimiz çok basit;

1.Sağlıklı ve Dengeli Beslenmek

Eğer beslenme ile ilgini bir adım atacaksak önce doktor sonra diyetisyen kontrolünde ilerleyin derim. Oyum ise uzun süreli aç kalmaktansa sağlıklı ve dengeli beslenmekten yana. Çünkü bilinçsizce yapılan detokslar vücut dengesinin bozulması ile beraberinde ciddi sağlık problemleri getirebiliyor.

2.Hayatımıza fiziksel aktiviteyi eklemek!

Sağlıklı ve dengeli beslenme bir de fiziksel aktivite ile buluştu mu kimse tutamaz bizi! Hem vücudumuzdaki serbest radikallerle savaşır hem de hedeflerimize rahatlıkla ulaşabiliriz!

3.Stresi azaltmak!

Biliyorum günümüz koşullarında stres peşimizi bırakmıyor. Ama onu kontrol etmek de yine bizim elimizde. İçinizdeki güce inanın. Gerekirse nefes egzersizleri ve meditasyon ile kendinize destek olun. Sizi rahatsız eden stresli ortam&insanlardan hızla uzaklaşın.

4.Uyku Kalitesi!

Yapılan araştırmalara göre kaliteli bir uyku, kaliteli bir gün demek. Aynı zamanda vücudumuzun da fonksiyonlarını eksiz yerine getirebilmesi, hormonlarımızın sağlıkla salgılanabilmesi adına çok önemli. Unutmayın, dinlenmiş bir vücut da beraberinde güçlü bir bağışıklık sistemi getirir!

Not: uyku problemleri & kaliteli uyku ile ilgili bitki çayları eklenebilir ?

5.Su İçmek!

“Vücuduma destek olmak istiyorum, ne içmeliyim?” diye sorsanız cevabım gözüm kapalı su olur!

Suyun faydalarından da kısaca bahsedecek olursak;

Enerjiyi artırır & yorgunluk hissini azaltır.

Kilo kaybını destekler, toksinleri vücuttan atar, cilt renk dengesini geliştirir.

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Baş ağrısına iyi gelir. Keyfimizi yerine getirir. Ayrıca öğünlerden önce tüketilen bir bardak su tokluk hissine yardımcıdır?. İyi ki varsın SU!

Geçmişten Günümüze Detoks…

1947 yılında Roger Williams ‘’Observation & Define Detoxification’’ adlı eserinde detoksifikasyon mekanizmasına değinmiştir. Bu mekanizma;

Faz 1 işlevselleştirme; Reaktif oluşturmak için oksijen kullanılması ve Faz 2 birleştirme; reaktif tarafın suda çözülebilir hale getirilmesi şeklinde 2 fazdan oluştuğunu anlatmaktadır (Liska, Lyon, Jones, 2006). Anlayacağımız o ki sahne arkasında ciddi biyokimyasal işlemler gerçekleşmektedir.

Bilimsel Açıdan Detoks

Güncel bilimsel kaynakları taradığımızda;

Detoks diyetleri; sağlığı geliştirme, kilo kaybı ve toksinlerden arınma gibi konular üzerine popüler olduğunu görüyoruz. Ticari detoks diyetlerinin kilo verdirme etkisinin insanlar üzerinde gözlemlenebileceği bilimsel herhangi bir çalışma bulunmamaktadır; ancak bazı besinlerin detoksifikasyona yardımcı özellikler barındırdığını savunan çalışmalar mevcuttur. Detoks diyetleri; aç kalınarak, sadece sıvı tüketilerek, besin modifikasyonlarıyla genellikle laksatif (müshil) , diüretik (idrar söktürücü), vitamin-mineral veya temizleyici gıdalar kullanılarak yapılmaktadır (Klein & Kiat, 2015).

Bu programlar, enerji/kalori alımını kısıtlamayı destekledikleri için kısa sürede kilo kaybına neden olabilirler; ancak bu döngü sırasında yağ depolarından kalıcı organik kirletici maddelerin yeniden salınmasına da sebebiyet verebilirler.

Bir diğer yandan enerji kısıtlaması, hipotalamusta yer alan nöropeptitleri değiştirerek iştah mekanizmasını uyarabilir, enerji harcanmasını ve metabolizma hızını yavaşlatabilir. Anlayacağınız detoks ile kilo kaybı sağlamışken bir diğer yandan metabolizma hızının yavaşlaması ile bu kayıp durabilir ve hatta kilo kazanımı gerçekleşebilir (Klein & Kiat, 2015).

Ayrıca yapılan araştırmalara göre enerji/kalori kısıtlaması bireylerde stres faktörüne yol açmaktadır. Uzun süreli stresin de dolaylı yoldan beslenme bozukluklarına neden olabileceği söylenmektedir.

Aynı şekilde enerji/kalori kısıtlı diyetlerin uzun süreli kullanımının (2 günden fazla) kortizol hormonu seviyesinin artmasına ve dolaylı olarak kilo artışına sebep olabileceği belirtilmektedir (Klein & Kiat, 2015).

Güncel kaynakları taradığımızda detoks diyetleri ile oldukça az literatür bilgisi olduğu karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun en birincil sebebi; insan ve hayvan doğasında açlık dolayısıyla kilo kaybına karşılık oluşan savunma mekanizmasının doğurganlığı azaltmakta olup çeşitli sağlık sorunları ile ölüme kadar götürebilecek olmasıdır (Klein & Kiat, 2015). Çok düşük kalorili diyet yapmak yağ peroksidasyonunu uyarır, mikrozomal enzim seviyesini ve antioksidanları azaltır. Düşük protein, yağ ve yüksek karbonhidrat içeren diyetlerin detoksifikasyon oranını azalttığı belirtilmektedir. Detoksikasyon, anti oksidanlar ve enzim seviyelerinin azalması da vücut savunma mekanizmasının zayıflaması ile sonuçlanacaktır (Lall, Singh, Gulati, & Seth, 19).

Sonuç olarak düşük kalorili detoks diyetleri kısa süreli kilo veriminde ödem kaybı olarak etkili ;ancak uzun süreli uygulamalarda sağlık sorunlarına yol açabileceği düşünülmektedir. En ideali gelin beslenmemizden rafine şekeri, katkı maddelerini çıkaralım dengeli, temiz ve sağlıklı beslenelim. Yiyeceklerimizi haşlama/fırın/ızgara gibi sağlıklı pişirme teknikleri ile hazırlayalım, uygun koşullara saklayalım, etiket okuyalım. Taze sebze ve meyvelerden vitaminlerimizi alalım ve en önemlisi gereksinimimiz kadar beslenelim.

Eğer detoks denemek istiyorsak da;

1.Herhangi bir rahatsızlığımız olsun ya da olmasın mutlaka doktorumuza danışalım, kontrolsüz bir başlangıç yapmayalım.

2.Üç günden uzun süren programlara başlamadan önce risk analizi yapalım.

3.Çok stresli bir zaman diliminde detoks denememeye özen gösterelim.

4.Olası hipotansif (düşük tansiyon), hipoglisemi (düşük kan şekeri) durumlarına karşın yanımızda mutlaka kuru/taze meyve gibi besinler taşıyalım.

Sağlıklı beslenirken de bazen işler yolunda gitmeyebilir. Doğum günleri, toplantılar, tatiller, planlar derken ipin ucu kaçabilir. Dengeli besleniyoruz diye sosyal aktivitelerden korkmamalıyız. Sağlıklı seçimler yapabilir, fiziksel aktivitemizi artırabilir, o da olmazsa sonrasında dengeleyebiliriz!

Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya Yeni Alem Yeni Dünya