Sevgili ebeveynler ergenlik dönemi kilo artışına dikkat

Sevgili ebeveynler ergenlik dönemi kilo artışına dikkat

Hayatımızın en dolu, en deli, en çocuk, en yetişkin dönemidir ergenlik dönemi. O dönemi atlatanlar hadi geçmişe dönüp o günlere bir yolculuk yapalım. Bazen çocuk kadar kırılgan bazen de dünyanın en yetişkin insanıymışız gibi hissederek gecirmedik mi o günleri? ‘Ben iyi biliyorum’ edasıyla herşeyi eleştirecek kadar cesur olup yeri gelince de ‘ben ne anlarım’ havalarında elimizi bişeye sürmedigimiz güzel günler… Bu dönem gençlerinin en belirgin özelliği ise popüler olana yönelmektir. Giyilen kıyafetler, gidilen mekanlar, yenilen yiyecekler hep bir ortak eğilim gösterir. Özellikle mesleğimi ilgilendiren bozuk yemek eğilimleri ise son dönem gençleri istenmeyen sonuçlara itiyor. Bu sonuçların en önemlisi malesef “ergenlik dönemi obezitesi”. Obezite her yaşta insanın en büyük sorunudur fakat bu sorun ergenlik döneminde malesef çok daha önemli hale geliyor. Çünkü bu dönem kilo artışları yağ hücresinde sayı artışı olarak karşımıza çıkıyor. Yani çocuk ne kadar kilo alırsa yağ hücresi o kadar artıyor.

Geri dönüşü olmayan bu artış ise ömür boyu yakasına yapışan bir problem haline dönüşüyor. Yetişkinlik dönemindeki kilo artışındaki fark ise şu, kilo alsa dahi yağ hücresi sayısı artmıyor sadece mevcut hücreler hacim olarak büyüyor. Ergenligini kilolu geçirmiş kişi, yetiskinlik döneminde aynı kilo, aynı yaş,aynı boy, aynı cinsiyette fakat ergenlik dönemini normal kiloda geçirip sonradan kilo almış birisi ile kıyaslandığında aynı zayıflama programını uygulasalar dahi hem kilo vermesi hem de verdiği kiloyu uzun süre koruması çok daha zor oluyor. Peki ne oluyor da çiçeği burnunda gencler bu kadar çok kilo alıyor?

Burada ebeveynler olarak hadi elimizi vicdanımıza koyalım ve özelistiri yapalım. Marketlerde önüne geçemediğimiz hatta gönüllü aldığımız bütün paketleri ürünleri hatırlayalım. Bisküviler, çikolatalar, şekerlemeler, cipsler, asitli içecekler, soğuk çaylar… Dahası dışarıda yemek yemeyi tercih ettiğimizde ise ünlü restoran zincirlerinin kasasında kuyruk bekleyerek geçirdiğimiz günler. Hiç dikkatinizi çekti mi? Alışveriş merkezlerinde en dolu alanlar bu zincirlerin önü. Neden mi? Çünkü bağımlılık yapıyor. Aslında kalori bağımlılık yapıyor, nerede yağlı, şekerli yiyecek içecek varsa orada tüketim artıyor. Kontrol altına alınmazsa çok ciddi sorunlar çıkarıyor. En önemlisi obezite ve insülin direnci. Her geçen gün artan ve çocukluk dönemine kadar inen insülin direnci ve obezite problemlerini asla hafife almamak gerekir. Beraberinde erken yaşta tip 2 diyabet (şeker) hastalığını getiren insülin direnci ve obezite ilerleyen dönemlerde kardiyovasküler hastalıklar gibi bir takım hastalıklara yol açıyor. Yani sevgili ebeveynler tombiş diye sevdiğimiz çocuklarımız yaptığımız hatalar dolayısıyla erken yaşlarda kronik hastalıklarla uğraşan yetişkinler olarak hayatına devam ediyor. ‘Çocukken yesin sonra nasıl olsa yiyemeyecek’ yaklaşımıyla da çocuklarımız tahmin edemeyeceğimiz kadar erken yaşlarda sağlık sorunlarıyla uğraşıyor. Peki ne yapmalıyız? Tek yapmamız gereken aslında şu, ebeveynler olarak önce sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda farkındalığımızı arttirmak! Hatta beslenme reformu yapmak! Nasıl mı? Kendi beslenmemizi düzenleyerek işe başlamalıyız. Kendi mutfağımızı kontrol altına almalıyız. Alışverişlerimizi daha sağlıklı besinlerle çeşitlendirmeliyiz.

Evde paketli atıştırmalıkların dolu olduğu bir ortamda çocuğa ‘sen yeme’ demek ona yapılan çok büyük haksızlık olur. Bu nedenle önce kendimize çeki düzen vermemiz gerekir. Dışarıda yemek tercihlerimizi değiştirmeli, daha sağlıklı mutfaklara yönelmeliyiz. Çocukların okul yemeklerini kontrol etmeli, karbonhidrat veya yağ ağırlıklı olan okul yemek menülerine tepki göstermeli,değişmesi için uğraşmalıyız. Öğle yemeğini okulda değil herhangi bi yerde yemek zorunda kalan çocuklarımızın daha sağlıklı yiyecekler yiyebilmesi için özen göstermeli buna uygun zemin hazırlamalıyız. Meyve ve sebze tüketim kültürünü olusturmalıyız. Bunların yanında ise çocuklarımızın uzun süre hareketsiz kalmasına engel olmalıyız. Bilgisayar çağı ile hareketsizleşen yaşama tabletler ve akıllı telefonlar da eklenince çocukların hareket süreleri ciddi oranda azaldı. Buna engel olmak ise yine biz ebeveynlere düşüyor. Fiziksel aktiviteyi arttırmaya yönelik, imkanlarımız doğrultusunda, ne yapabiliyorsak hiç vakit kaybetmeden yapmamız gerekiyor. Unutmayın bugün onlar için attığımız her adım onların geleceğini şekillendirecek.

Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir